nyse sn mşglsn gliba .s .s .s
22 Nisan 2013 Pazartesi
16 Şubat 2013 Cumartesi
14 Şubat is coming...
Bir sevgililer gününü daha geride bıraktık canlarım.
Bende sevgililer gününü tek geçirenlerden oldum. Napalım arkadaşım biz de bilirdik 14 şubatta sevgiliyi kolumuza takıp
gezmeyi lakin aç idi karnımız pişirdik yedik sevgiliyi. Ama zaten 14 Şubat'ta yalnız olup "Sevgilim yok" tribine girenle, sevgilisi olup "Ay bence çok saçma" tribine giren eşit iticilikte. Ortası yok yani benim için. Ne çok saçma ne de yerlere göklere sığamayacak kadar önemli bi gün. Ama şimdi sevdiceği olupta her gününü bu gün gibi geçirenlerde var. Onlar hep bi yerlerde var zaten. Peki ya biz napıyoruz onla olmaz bunla olmaz kimle olur yahu ?
Misal benim bi arkadaşım var kızın 5 yıl olmuş ilişkisinde lakin aha bu malum günde gitmiş kafeye oturmuşlar bizimki sonradan anlatıyo ne kız konuşmuş ne çocuk işte böyle bi durumla da karşılaşabiliyoruz. Oğlum şaka mısın 5 yıl ama şubatın 14 ü gelince bi götte yellenme falan oluyo cozutuyoruz milletçe.
Her neyse efenim geçti gitti sonuçta ama bu yılki 14 şubatın benim için en etkili ve içten kısmı bir çok kadının kadına şiddet adına o günde dans etmiş olmaları. Bi etkisi olur mu bu insan dışı yapılan şiddet adlı eylemi engellemeye bilmem ama kadınlar zarif yaratıklar. Düşüncelerini dahi bu şekilde dile getirmeleri, tepkilerini bu denli samimi ifade etmeleri bana İNSANSI geldi. Bu da işin bence güzel kısmıydı :)
Son söz olarak:
Sevgili 14 şubat gelecek sene görüşürüz. Giderken ışığı kapat,çöpü de at sana zahmet
15 Ocak 2013 Salı
Bilinçaltımın Yandığı Anlar
Dün bir rüya görmüşüm aman yarabbi evlere şenlik. Tabi böyle okuyunca hiç inandırıcı gelmeyecek ama, harbiden gördüm. Başlıyorum
Rüyanın başında sabah okula gitmek üzere arkadaşım T. ile buluşacağımız yerin önüne giderken kayboluyorum. Dahasında kendimi western filmlerindeki gibi bi sahnede sanki köşeden Red Kid'in çıkacakmışımsı görüntüsü veren bir yerde buluyorum. Orda günümüz görünümlü polisler var. Chucky tipli birkaç çocuk yakalamışlar polis arabasının arkasına koyuyolar ben korku içindeyim o sıra tabii.Çekinerek kaybolduğumu okuluma nasıl gideceğimi soruyorum polise, hangi okulda okuduğumu söylediğimde şaşırıyo bi, bana arabayla en az 2 saat diyince şaşıran ben oluyorum bu kez, fakat yanımda durmakta olduğunu daha önce fark etmediğim yakışıklıtrak çocuk bisikletiyle beni 10 dakikada yetiştirebileceğini söyleyince bi düşünüyorum çünkü geç kalırsam matematik sınavına girmem.Neyse efendim ben düşünürken kocaman bi yaban atı sürüsü üstümüze doğru tam gaz geliyor yalnızca en öndeki atın üstünde biri var o da bi Kızılderili. tam önümüzde duruyo arkadaki atlar bildiğin itaat ediyorlar bu abiye. Birkaç bir şey polislerle konuştuktan sonra devam ediyo ama atlar birden ne hikmetse eski zamanlardan kalma yataklı tren vagonlarına dönüyo. Yanımdaki çocuk birden dışına takılmak suretiyle vagona atlıyo yada tutunuyo neyse işte. Onunla birlikte galeyana gelip bende atıyorum kendimi vagonun üstüne nasıl bi Zeyna'ysam artık. Birden fark ediyorum ki yakışıklıtrak çocuk bizim okuldaki, (gerçek hayattaki okul) normalde yakışıklı olup hiçte tipim olmayan yakın bi arkadaşımın abisi Ö. (ömer değil :D) Vagonun dışından kaçak yolcu olarak içine doğru giriyoruz en arkaya uca oturuyoruz önümde Ö arkasında ben. Ö bana dönüp bişeyler anlatıyor gayet içten,heyecanlı bildiğin yazdığını falan düşünüyorum. Bi ara kafamdaki güneş gözlüğünü düşürüyorum utancımdan,çünkü bana espri yapmaya güldürmeye falan çalışıyo hoşuma gidiyo ama bi utanıyom da hani. O esnada yanımızda kardeşi (benimde yakın arkadaşım olur) görünüyo birden ama ne o bizi, ne biz onu sallıyoruz. Biz konuşmamıza devam ederken kondüktörden bozma hintli bi çocuk gelip kendinize dikkat edin diyerek bize 3 boyutlu bildiğiniz sinemalarda dağıtılan gözlüklerden veriyo. Trenin içinde görünen kısımda yine yalnızca ikimiz varız, çevreye bakıyoruz sol tarafımız uçurum,sağ tarafımız ise işte gireceğimiz müzevari bi Jurassic Park. Etraf çok enteresan lakin benim gördüğüm enteresanlıklar karşısında en ufak bir tepki vermemem daha enteresan. Her neyse bu kez tren duruyor ve dışarı çıkıyoruz yerler falan 3 boyutlu sanki ışıldıyo hatta bildiğiniz şu şaşı bak şaşır görüntülerine benzer, bazı belli taşların üstüne bastığımızdan sıcak su falan çıkıyo. Sonra bizim Ö. birden ortadan kayboluyo onun yerini kim alsa beğenirsiniz annem ve babam o.O oradan mahzen gibi bi yere gidiyoruz arşiv odası mı desem hamam mı desem çok alakasız şeyler evet, ama aynen öyleydi yani neyse annemle kafatası falan buluyoruz trendeki hintli çocuğu anımsatan bi adam ,görevlisiymiş oranın, eski mısır kıyafetleri içerisinde bize oranın tarihini suların şifalı olduğunu falan anlatıyo. Böylede ortalık yerde bitiyo rüyam yada ben hatırlamıyorum gerisini. Hayır bide siz düşünün bu kadar şeyi saniyeler içinde görüyor olmamı.Hayır artık nerem açıkta kaldıysa. Sınav haftasının psikopatlığını hat safhalarda yaşıyorum zannımca. Ama nasıl eğlenmişim varya bildiğin gülerek falan uyandım. Öyle.
Rüyanın başında sabah okula gitmek üzere arkadaşım T. ile buluşacağımız yerin önüne giderken kayboluyorum. Dahasında kendimi western filmlerindeki gibi bi sahnede sanki köşeden Red Kid'in çıkacakmışımsı görüntüsü veren bir yerde buluyorum. Orda günümüz görünümlü polisler var. Chucky tipli birkaç çocuk yakalamışlar polis arabasının arkasına koyuyolar ben korku içindeyim o sıra tabii.Çekinerek kaybolduğumu okuluma nasıl gideceğimi soruyorum polise, hangi okulda okuduğumu söylediğimde şaşırıyo bi, bana arabayla en az 2 saat diyince şaşıran ben oluyorum bu kez, fakat yanımda durmakta olduğunu daha önce fark etmediğim yakışıklıtrak çocuk bisikletiyle beni 10 dakikada yetiştirebileceğini söyleyince bi düşünüyorum çünkü geç kalırsam matematik sınavına girmem.Neyse efendim ben düşünürken kocaman bi yaban atı sürüsü üstümüze doğru tam gaz geliyor yalnızca en öndeki atın üstünde biri var o da bi Kızılderili. tam önümüzde duruyo arkadaki atlar bildiğin itaat ediyorlar bu abiye. Birkaç bir şey polislerle konuştuktan sonra devam ediyo ama atlar birden ne hikmetse eski zamanlardan kalma yataklı tren vagonlarına dönüyo. Yanımdaki çocuk birden dışına takılmak suretiyle vagona atlıyo yada tutunuyo neyse işte. Onunla birlikte galeyana gelip bende atıyorum kendimi vagonun üstüne nasıl bi Zeyna'ysam artık. Birden fark ediyorum ki yakışıklıtrak çocuk bizim okuldaki, (gerçek hayattaki okul) normalde yakışıklı olup hiçte tipim olmayan yakın bi arkadaşımın abisi Ö. (ömer değil :D) Vagonun dışından kaçak yolcu olarak içine doğru giriyoruz en arkaya uca oturuyoruz önümde Ö arkasında ben. Ö bana dönüp bişeyler anlatıyor gayet içten,heyecanlı bildiğin yazdığını falan düşünüyorum. Bi ara kafamdaki güneş gözlüğünü düşürüyorum utancımdan,çünkü bana espri yapmaya güldürmeye falan çalışıyo hoşuma gidiyo ama bi utanıyom da hani. O esnada yanımızda kardeşi (benimde yakın arkadaşım olur) görünüyo birden ama ne o bizi, ne biz onu sallıyoruz. Biz konuşmamıza devam ederken kondüktörden bozma hintli bi çocuk gelip kendinize dikkat edin diyerek bize 3 boyutlu bildiğiniz sinemalarda dağıtılan gözlüklerden veriyo. Trenin içinde görünen kısımda yine yalnızca ikimiz varız, çevreye bakıyoruz sol tarafımız uçurum,sağ tarafımız ise işte gireceğimiz müzevari bi Jurassic Park. Etraf çok enteresan lakin benim gördüğüm enteresanlıklar karşısında en ufak bir tepki vermemem daha enteresan. Her neyse bu kez tren duruyor ve dışarı çıkıyoruz yerler falan 3 boyutlu sanki ışıldıyo hatta bildiğiniz şu şaşı bak şaşır görüntülerine benzer, bazı belli taşların üstüne bastığımızdan sıcak su falan çıkıyo. Sonra bizim Ö. birden ortadan kayboluyo onun yerini kim alsa beğenirsiniz annem ve babam o.O oradan mahzen gibi bi yere gidiyoruz arşiv odası mı desem hamam mı desem çok alakasız şeyler evet, ama aynen öyleydi yani neyse annemle kafatası falan buluyoruz trendeki hintli çocuğu anımsatan bi adam ,görevlisiymiş oranın, eski mısır kıyafetleri içerisinde bize oranın tarihini suların şifalı olduğunu falan anlatıyo. Böylede ortalık yerde bitiyo rüyam yada ben hatırlamıyorum gerisini. Hayır bide siz düşünün bu kadar şeyi saniyeler içinde görüyor olmamı.Hayır artık nerem açıkta kaldıysa. Sınav haftasının psikopatlığını hat safhalarda yaşıyorum zannımca. Ama nasıl eğlenmişim varya bildiğin gülerek falan uyandım. Öyle.
13 Ocak 2013 Pazar
Everyday I'm Shuffling
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)